Siyasette koltuğun hakkını vermek başka, koltuğa yapışıp kalmak başka…
Son günlerde Gaziantep’te biraz dikkatli gözlerle etrafa baktığınızda, AK Parti İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu’nun adım atmadığı yer bulmak gerçekten zor.
Bir bakıyorsunuz taziye evinde.
Bir bakıyorsunuz esnafın yanında.
Başka bir gün köy kahvesinde vatandaşla çay içiyor.
Ertesi gün başka bir ilçede, başka bir mahallede…
“Başkan nerede?” diye soruyorsunuz, cevap belli:
Sahada!
Benim siyasette en fazla önem verdiğim şeylerden biri, yöneticinin insanlarla arasındaki mesafedir. Çünkü makam odasında oturup rapor okumak kolaydır. Asıl mesele o raporda yazan insanın karşısına geçip “Senin derdin ne?” diye sorabilmektir.
Fedaioğlu’nun yaptığı tam da bu.
Üstelik bunu birkaç günlük bir görüntü olarak değerlendirmek de haksızlık olur. Göreve geldiği günden bu yana çalışkanlığıyla öne çıkan bir isimden bahsediyoruz. Fakat son dönemdeki tempo gerçekten başka bir noktaya gelmiş durumda.
Gaziantep’in dört bir yanında bir il başkanı var.
Ve bu başkanın yanında da teşkilatı var.
Burada teşkilata ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Çünkü sahada tek başına bir başkanın çok fazla anlamı yok. Başkanın arkasında yürüyen, gece gündüz demeden programlara katılan, vatandaşın kapısını çalan bir ekip varsa işte o zaman ortaya gerçek bir teşkilat çalışması çıkıyor.
Gaziantep’te bugün gördüğümüz tablo biraz da bu.
Başkan önde, teşkilat arkasında…
Köy, kasaba, mahalle, esnaf, taziye, vatandaş… Nerede insan varsa orada olmaya çalışan bir ekip.
Şimdi bazıları çıkıp “Bunlar siyasetin gereği” diyebilir.
Doğrudur.
Ama siyasetin gereğini herkes aynı şekilde yapmıyor.
Kimi siyasetçi makamında oturur, telefonu çalar, ziyaretçisi gelir, toplantısını yapar ve günü tamamlar.
Kimi de makamın kapısını kapatıp sokağa çıkar.
Vatandaşın elini sıkar.
Çayını içer.
Derdi varsa dinler.
Bir talebi varsa not eder.
Bazen hiçbir şey söylemeden sadece yanında olur.
Bence siyasetçinin gerçek fotoğrafı da tam olarak burada ortaya çıkar.
Fedaioğlu’nun son dönem performansına bakınca, “Makam benim için yeter” anlayışından ziyade “Vatandaşın içinde olmalıyım” anlayışını tercih ettiğini görüyoruz.
Elbette siyaset uzun soluklu bir iştir. Bugün yapılan çalışmanın karşılığını yarın almak mümkündür. Dolayısıyla bir yöneticiyi sadece ziyaret sayısıyla ya da sahadaki görüntüsüyle değerlendirmek doğru olmaz.
Ama bir gerçek de var:
Çalışan insan kendisini belli eder.
Hele ki bu çalışma, sadece fotoğraf karesinde kalmıyor; teşkilatın tamamına yayılıyorsa, bunun hakkını teslim etmek gerekir.
Gaziantep gibi büyük ve hareketli bir şehirde, il başkanlığı koltuğunda oturup herkese ulaşmak mümkün değil.
Ama yola çıkarsanız…
Kapı kapı dolaşırsanız…
İnsanların arasına karışırsanız…
Bir gün mutlaka o vatandaşın gönlünde yer bulursunuz.
Fedaioğlu’nun bugün yaptığı da biraz buna benziyor.
Koltuğu değil, sokağı tercih ediyor.
Ve açık konuşalım…
Siyasette bazen en güçlü mesaj, kürsüden söylenen uzun cümleler değil, vatandaşın kapısını çalan bir yöneticinin görüntüsüdür.
Gaziantep’te son günlerde o görüntüyü sık sık görüyoruz.
Başkan yorulmuyor.
Teşkilat yorulmuyor.
Kapılar çalınıyor, eller sıkılıyor, vatandaş dinleniyor.
Bize de dışarıdan bakıp şunu söylemek düşüyor:
Çalışana hakkını teslim etmek lazım.
Bugün için Fedaioğlu’nun ortaya koyduğu performans gerçekten takdire değer.
Yarın ne olur, siyasetin dengeleri nasıl değişir, bunu zaman gösterir.
Ama bugün sahaya baktığımızda gördüğümüz gerçek net:
Gaziantep’te AK Parti İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu, makamında değil, vatandaşın arasında.
Ve galiba siyasette asıl mesele de tam olarak bu…








