Dünyaya ilk adımımızı attığımızda ve ilk nefesimizi ciğerlerimize çektiğimizde ağlamaya başladık. Bebekken karnımız acıktığında, bir ağrımız olduğunda ağladık. Çünkü elimizden başka bir şey gelmiyordu. Çocukken istediklerimizi elde etmek için de ağlama silahını kullandık.
Bazen de yediğimiz dayak sonrasında ağladık. Ergenlik çağına geldiğimizde ulu orta ağlamayı bıraktık. Bazen oluyor, o kadar seviniyoruz ki ’mutluluk gözyaşları’ döküyoruz. Bezen de üzüntümüz o kadar derinleşiyor ki, ’hüzün gözyaşları’ yanaklarımızdan süzülüyor. Korktuğumuz durumlarda ise ’korku gözyaşları’ döküyoruz. Dayanılmaz acılara maruz kaldığımızda, çaresizliğimizin dozu arttığında gözlerimizden ’acı gözyaşları’ süzülüyor. Kimi zaman da pişmanlık duygusu bizi o kadar sarıyor ki ’pişmanlık gözyaşları’ kendini gösteriyor. Büyüdükçe gözyaşını daha az dökmeye başladık.
Zaman açısından baktığımızda, bebekliğimizde ve çocukluğumuzda daha çok ağladığımızı söyleyebiliriz. Ergenlikten sonra azalan ağlama, yaşlılıkla birlikte yeniden artmaya başlıyor. Hayata gözlerimizi yumduğumuzda bu sefer ağlayan biz değil, sevdiklerimiz oldu. Kısacası ağlamak, hayatımızın her aşamasında bizimleydi. Gözyaşları ile dünyaya geldik ve dünyadan yine gözyaşları ile ayrılacağız. Bazen binlerce söz sarf ederiz ancak yine de duygularınızı karşımızdaki kişiye anlatamaz ve göğsümüze hapsederiz. Acı içimize çöreklendiğinde yaslanacak bir omuz, sesimizi işitecek duyarlı bir kalp ve bizi anlayacak bir insana ihtiyaç duyarız. Yine de isteğimizi bir türlü anlatamayız. Böyle zamanlarda gücümüz biter, söz dilimizde düğümlenir, nutkumuz tutulur ve acı gözyaşımıza karışarak akıp gider.
Birkaç gözyaşı damlası kalbimizdeki acıyı alıp götürür ve anlatamadıklarımızı anlatır. Gözyaşı bir sözdür ve adresini şaşırmadan, bu sözü muhataplarına ulaştırır. Gözyaşı kimi zaman öfkenizin kimi zaman nefretinizin kimi zaman da sevginizin sözcülüğünü yapar ki, her durumda da büyük bir etkiye sahip olur. Hüzünlü bir gözden süzülen bir damla yaş içinde binlerce sitemi barındırır. Çünkü o gözyaşı yüreklerden akıp gelen acının dışa atılmasıdır. O yüzden hiç tanımadığımız bilmediğimiz birinin gözünde bir damla yaş görsek vicdanınız sızlar ve yardımlaşma duygularınız harekete geçer.
Çünkü burada ifade edilemeyen bir acının olduğunu anlarız. Her insan yaşamı boyunca birçok kere gözyaşı akıtır. Ayrılık, yoksulluk, acı hastalık, ölüm, kavga dışlanmışlık, mutluluk ve kavuşma gibi durumlarda, söz söyleme gücünüzü kaybedersiniz ve yalnızca gözyaşımız konuşur, acımızı o temsil eder.
İnsanlar arasında çokça kullanılan bir gözyaşı deyimi de ’timsah gözyaşları’dır. Timsah gözyaşları döküyor demek bir şeye üzülmediği halde üzülmüş gibi yapmak demektir. Sahtekârlık, ikiyüzlülük gibi olumsuz bir anlamı vardır.
Ağlamayı başaran kişi sevme ve merhamet etme yeteneğine sahiptir. Yani gözyaşı aynı zamanda şefkat ve merhamet duygularımızın varlığını gösteriyor. Allah için dökülen gözyaşı ise kıymetli bir zevk, bir sevinç ve neşe olur ve kişiyi beşeri üzüntülerden korur. Çünkü gözyaşı burada Allah için akmakta ve Allah için söz söylemektedir.
Her ne kadar günümüzde ağlamak zayıflık göstergesi olarak görülse ve gösterilse de gözyaşı dökmekten çekinmememiz gerekiyor. Çünkü ağlamak ruhumuzda biriken kirleri atıp hafiflememizi sağlıyor. Üzüntünüz az, sevinç gözyaşlarınız bol olsun.
Ahmet Faruk DEMİR
Ziraat Mühendisi








